
Maçtan önce favori olan Galatasaray’dı. Galatasaray’ın neden
favori olduğunu tek başına kendi performansıyla ilişkilendirmek çok doğru
olmaz. Sonuç olarak bu akşam favori’nin de kötü oynayarak kazandığını gördük. Bunda
Aykut Hoca’nın derbilerde, özellikle de
deplasmanlarda kazanmaktan daha çok temkinli futbol anlayışını ön plana
çıkarması yatmaktaydı. Aykut Hoca yönetiminde çıktığımız hiçbir Galatasaray
derbisinde baskılı, rakibi domine eden bir oyun ortaya koyamadık.
Bu ürkek anlayış takımın tamamına ister istemez sirayet
ediyor. Hocaların karakteristik özellikleri takımlarına da yansırmış. Takımın
oyunun hiçbir anında isyan etmeyişi, kendi oyunlarından performanslarından
rahatsız olmayışları hocalarının oyun anlayışından kaynaklanıyormuş gibi bir
izlenim bırakıyor bende. Bu kötü Galatasaray’dan puan alamamak, bırak puanı
pozisyona bile girememek yetersiz bir hoca performansı olarak geçiyor Aykut Hoca’nın
kariyerine…
Devre arasına 2-1 mağlup giderken Topal-Meireles-Christian
üçlüsünün yetersizliği, vasatlığı ve kısırlığı o kadar net olarak gözüküyordu
ki, yine de bir hamle yapma ihtiyacı hissetmedi. Üstelik bu üçlünün aynı anda
sahada olduğu zamanlarda, yetersizliğini daha önceleride görmüş olmamıza
rağmen. Meireles’e ise nasıl tahammül etti inanılması çok güç. Atılana kadar
Portekizli, geldiğinden beri en kötü oyununu oynuyordu.

Hoca’nın ısrarla Baroni’den Alex yaratma sevdası hem bu oyuncuyu hem
de takımı bitirmekte.
Hakemi konuşamadık. Evet hakem tam bir felaketti. Maçtan
önce medyanın bilinçli şekilde Galatasaray’da Halis Özkahya korkusu, şoku vb.şeklindeki
baskıları ve gösterileri meyvesini verdi ve maç boyunca hakem standartları
tutturamadığı gibi bütün takdir haklarını ev sahibinden yana kullandı.

Sonuç olarak bir derbiyi daha kaybetti Fenerbahçe.
Galatasaray’a karşı psikolojik üstünlük maalesef bitiyor. Umarım teknik heyet
bunun farkına varır ve Kadıköy’deki serinin son bulmasına sebep olmadan
çözümleri de yaratabilirler…